Merhaba!
Yazdıklarını okurken şunu net söyleyebilirim: Söylediklerin yanlış değil. Hatta teknik ve metodolojik olarak büyük ihtimalle fazlasıyla doğru. Ancak tam da bu yüzden, bu ekosistemde en çok yıpranacak olan kişi de sensin.
Sosyolojik olarak başlayalım. FiveM ve benzeri RP toplulukları, öğrenmeye açık bireylerin toplandığı alanlar değil; mevcut alışkanlıklarını onaylatmak isteyen bireylerin bir araya geldiği alanlardır. İnsanlar “daha iyi oynamak” için değil, “zaten doğru oynadığını hissetmek” için gelir. Bu yüzden gerçekçi eğitim, disiplin, prosedür ve hiyerarşi; kağıt üzerinde talep edilse bile pratikte dirençle karşılaşır. Çünkü öğrenmek, ego kaybı demektir. Ve çoğu oyuncu egosunu karakterinden önce koyar.
Felsefi açıdan bakıldığında, senin sunduğun şey bilgi değil, sorumluluktur. Gerçek ABD polisliği dediğin şey; sadece telsiz kodları, müdahale teknikleri ya da taktik sürüş değildir. Aynı zamanda sınır bilmektir, geri çekilmektir, beklemektir, bazen hiçbir şey yapmamaktır. Bu ise oyuncunun “aktif olma”, “ön planda olma” ve “görünür olma” arzusuyla çelişir. İnsanlar güç fantezisini ister, yükünü değil. Bu çelişki çözülmediği sürece, sen ne kadar doğru olursan ol, karşı tarafta karşılık bulmaz.
Sinema diliyle söyleyelim: Sen arthouse bir polisiye çekmek istiyorsun. Uzun planlar, sessizlik, prosedür, gerilim… Ama izleyici Marvel temposu bekliyor. Patlama, kovalamaca, hızlı sonuç. Sorun senin filminin kötü olması değil; seyircinin başka bir film izlemek istemesi. Ve seyirci değişmediği sürece, yönetmen yalnız kalır.
“Hard RP’ye uygun, arcade RP’ye fazla gerçekçi kalabilir” demen aslında durumu çok iyi özetliyor. Çünkü bugün “hard RP” etiketi taşıyan çoğu sunucu bile, disiplinin sonuçlarını taşımaya hazır değil. Herkes gerçekçilik ister ama kimse gerçekçiliğin bedelini ödemek istemez. O bedel de kısıtlama, yavaşlık ve otokontroldür.
Geçmişte “isim yapmış” sunucularda görev almış olman da burada ironik bir noktaya işaret ediyor. Bu tarz sunucular genellikle bireylerin kalitesinden değil, kitleyi yönetme becerisinden isim yapar. Gerçekçi polislik ise kitle yönetmez; kitleyi sınar. Ve sınanan kitle çoğu zaman geri çekilir.
Bu yüzden sana yönelik bir eleştiri değil, bir tespit yapmak gerekir:
Evet, büyük ihtimalle haklısın.
Ama haklı olmak, bu ekosistemde rahat olmak anlamına gelmiyor.
Toplum öğrenmek istemediğinde, öğretmen yalnız kalır.
Disiplin talep edildiğinde, eğitmen “katı” ilan edilir.
Ve gerçekçilik sunulduğunda, “fazla kasıyor” denir.
Eğer bu yola girilecekse, bunun bir “rol” değil, uzun vadeli bir yıpranma süreci olduğu bilinerek girilmeli. Çünkü burada seni zorlayacak olan teknik eksikliği değil; insan direnci olacak.
Bunu bilerek ilerlersen, söylediklerin hâlâ değerli.
Bilmeden ilerlersen, bu ekosistem seni yorar.
Bu da romantik bir uyarı değil; defalarca yaşanmış bir gerçek.
Dip Not:
Bu konuyu daha derin ve sakin bir zeminde tartışmak isteyen olursa, buradayım. Tartışmayı vitrine taşımaktansa, anlam üretmeye daha uygun alanlarda sürdürmeyi tercih ederim. İletişim için: c0dex_._