Şimdi net konuşalım. Çünkü bu başlık altında aranan şey teknik olarak bir sunucu değil; ontolojik olarak bir ütopya. Ve ütopyalar, özellikle dijital ekosistemlerde, talep edilmez. Talep edilen her ütopya ya pazarlamaya dönüşür ya da ilk temasla çöker. Ütopya ancak inşa edilir; inşa da emek, sabır ve sorumluluk ister. Bu üçü yoksa geriye yalnızca hayal kırıklığı kalır.
FiveM ekosistemine birkaç yılını vermiş herkes aynı cümleleri defalarca okudu: “Gerçek RP istiyoruz”, “sosyal dönen ekip arıyoruz”, “çocuk dolu olmayan sunucu var mı?”, “para için açılmamış olsun”. Bunların tamamı ilk bakışta makul talepler gibi görünür. Ancak sosyolojik açıdan hepsi tek bir davranış kalıbına işaret eder: sorumluluğun dışsallaştırılması. Yani sorun her zaman ‘sunucular’, ‘adminler’ ya da ‘kitle’dir; birey asla denklemde değildir. Bu yaklaşım baştan hatalıdır çünkü topluluklar, onları oluşturan bireylerin toplamından değil, ortalamasından ibarettir. Ortalama bozuksa yapı da bozuktur.
Şunu açıkça ve tartışmasız biçimde kabul edelim: FiveM’de “gerçek RP sunucusu” diye nesnel bir kategori yoktur. RP’yi gerçek yapan şey sunucunun etiketi, Discord’daki kurallar ya da whitelist sorularının zorluğu değildir. RP’yi gerçek yapan şey, oyuncunun zihinsel disiplini ve rol bilincidir. Bu yoksa, en sofistike altyapı bile birkaç hafta içinde sosyal medya şovuna ve yüzeysel etkileşime indirgenir. Bu bir ihtimal değil, defalarca gözlemlenmiş bir sonuçtur.
Sosyoloji burada nettir: İnsanlar ait oldukları alanları rastgele seçmezler. Algoritmalar, duyuru dili, kullanılan jargon ve hatta emoji tercihi bile belli bir profili çeker. Sürekli “aynı tip” sunuculara denk geliyorsanız, bu bir tesadüf değil, sizin dolaştığınız sosyal çemberin doğal sonucudur. Herkesin kötü olduğu bir evren yoktur; yalnızca yanlış yerde ısrar eden bireyler vardır.
“Sosyal RP” kavramı da ciddi biçimde yanlış anlaşılmaktadır. Sosyal RP; sürekli konuşmak, her an eğlenmek, durmaksızın sahne üretmek değildir. Tam tersine, sosyal RP boşluğu tolere edebilme yetisidir. Beklemek, sessizlikte kalmak, sıradanlığı role dönüştürmektir. Gerçek hayatta olduğu gibi, her gün dramatik olaylar yaşanmaz. Çoğu gün hiçbir şey olmaz. Bunu kabul edemeyen biri, ne kadar iddia ederse etsin, sosyal RP oyuncusu değildir.
Burada felsefi bir kopuş vardır. Modern dijital kullanıcı, anlık haz üzerinden şartlanmıştır. Her eylem hemen bir karşılık üretmelidir. Oysa rol yapma, gecikmiş anlam üzerine kuruludur. Anlam zamanla oluşur. Zaman ise sabır ister. Sabır da FiveM topluluklarında en az bulunan kaynaktır. Bu yüzden çoğu RP girişimi, daha olgunlaşmadan terk edilir.
“Para için açılmış sunucular” eleştirisi sıkça dile getirilir. Ancak bu eleştiri eksiktir. Çünkü oyuncuların büyük çoğunluğu da ekonomik akılla oynar: en hızlı yükselme, en kısa yoldan güç, en görünür statü. Talep bu yöndeyken arzın farklı olması beklenemez. Kapitalizmi suçlayıp aynı anda onun refleksleriyle hareket etmek mantıksal bir çelişkidir. Burada tek taraflı bir ahlaki üstünlük yoktur.
Mantık açısından soralım: Gerçekten küçük, olgun, sosyal ve rol odaklı bir sunucu varsa, neden forumlarda kendini ifşa etsin? Neden herkese açık olsun? Kaliteli topluluklar kendilerini korur, çünkü bilirler ki kalite kalabalıkla bozulur. İyi RP viral olmaz. Viral olan şey zaten RP değildir. Bu yüzden aranan şey görünürde yoktur; çünkü görünür olmak, aranan şeyin doğasına aykırıdır.
Sinematografik bir benzetmeyle söyleyelim: İyi bir RP sunucusu, gişe filmi değildir. Arthouse sinema gibidir. Yavaştır, sessizdir, çoğu kişiyi sıkar. Diyalog ağırlıklıdır, boşluk anlam taşır. Çoğu izleyici yarısında terk eder. Marvel beklentisiyle Tarkovsky aramak bir çelişkidir. Burada sorun kalite değil, beklenti uyumsuzluğudur.
“Her şey olsun ama hiçbir bedeli olmasın” yaklaşımı felsefede açık bir isim taşır: çelişkili talep. Hem kalabalık hem elit, hem rahat hem disiplinli, hem eğlenceli hem ciddi ortamlar gerçek hayatta da yoktur. Dijitalde de olmaz. Böyle yerler varsa bile gizlidir ve bilinçli olarak gizli kalır.
“Biz sosyal dönen bir ekibiz” söylemi de genellikle yanlış konumlanır. Ekip içi eğlence, topluluk üretmez. RP, içe kapanık bir grubun kendi arasında dönmesi değil, ortak anlam alanı kurmasıdır. Eğer bir ekip olarak dış dünyaya kapalıysanız, dış dünyanın size kapalı olması kaçınılmazdır. Bu bir dışlanma değil, doğal bir tepkidir.
Yaş meselesine gelince: Sorun yaş değildir. Sorun rol bilincidir. Rol bilinci ise biyolojik değil kültüreldir. Okumayan, izlemeyen, karakter analizine yabancı biri hangi yaşta olursa olsun yüzeysel oynar. “Hard RP” isteyen ama hayatında tek bir dramatik yapı çözümlememiş insan sayısı bu yüzden fazladır. Bu bir eleştiri değil, bir tespittir.
Gerçek RP sunucularının uzun ömürlü olmamasının sebebi teknik değil, insanidir. Çünkü RP, egoyu askıya almayı gerektirir. Kendini değil, karakteri oynarsın. Bu ise feragat ister. Feragat edemeyen herkes bir noktada “sıkıldım” der ve gider. Bu kaçınılmazdır.
Bu yüzden asıl soru şu değildir:
“Böyle bir sunucu var mı?”
Asıl soru şudur:
“Biz böyle bir ortamın oyuncusu olmaya hazır mıyız?”
Hazır değilseniz, bulsanız bile tutunamazsınız. Bu defalarca yaşandı ve yaşanmaya devam edecek. İlk ay hayranlık, ikinci ay huzursuzluk, üçüncü ay suçlama gelir. Döngü değişmez çünkü zihniyet değişmez.
Son olarak şunu net biçimde söylemek gerekir: Gerçekten ciddi, sosyal ve rol odaklı bir yapı arıyorsanız; ilan yazmayı bırakın. İnsan biriktirin. Aynı dili konuşan, benzer referansları olan küçük bir çekirdek oluşturun. Kapalı olun. Yavaş olun. Sabırlı olun. Ve herkese hitap etme takıntısından vazgeçin.
Çünkü rol yapma sanatı herkes için değildir.
Bu bir kusur değil.
Bu sadece değiştirilemez bir gerçektir.
Dip not:
Tam da bu yüzden aktif rol yapmayı bıraktım. Çünkü bir noktadan sonra RP’nin, anlatı üretmekten çok, anlık etkileşim tüketimine dönüştüğünü fark ettim. Üniversitede edindiğim sinematografi bilgisiyle, kadraj, ışık, ritim ve sessizlik kavramlarıyla, kendi görsel anlatılarımı üretmeye başladım. Fotoğraf ve sahne kompozisyonu, bana RP’de aradığım ama bulamadığım şeyi verdi: kontrolsüz kalabalıklar olmadan anlam üretme özgürlüğü.
Bugün insanlar o sahnelerin içinde olmak istiyor, çünkü o sahneler bağırmıyor, kendini pazarlamıyor; yalnızca var oluyor. Ve ironik olan şu ki, çoğu kişinin “rol yapmak” dediği şeyden çok daha güçlü bir rol duygusu yaratıyor. Çünkü bazen bir karakteri oynamak yerine, bir atmosfer inşa etmek gerekir. Benim için RP, orada bitti. Anlatı ise başka bir biçimde devam etti.